|
|
|
KİM DAHA CESUR
Kimin askeri daha cesur yarışması varmış.
Karacının komutanı;
-"Oğlum şu tankın altına atla!" demiş. Asker atlamış ölmüş.
Havacının komutanı;
-"Oğlum şu uçaktan betona paraşütsüz atla!" demiş. Asker ölmüş.
Denizcinin komutanı;
-"Oğlum şu geminin altına atla!" demiş.
Asker: "Naah atlarım" demiş.
Denizci komutanı dönüp;
-"Bakın, benim askerim daha cesur, komutanına nah çekiyor!"
ARADA R VAR
Tabura yeni bir komutan gelmiş ve askerleri toplayarak bir
konuşma yapacağını belirtmiş. Bütün askerler toplanmışlar ve
komutan başlamış konuşmaya :
"Bugün tanışmak için sizleri buraya topladım. Benim adim Ahmet,
soyadım Kırç. Tekrar ediyorum, Kırç. Arada R var. Sakin ola
diliniz sürçmesin çok fena yaparım. Herkes iyice ezberlesin hata
istemem !"
Askerler dağılmışlar ve herkes "Arada R var, arada R var" diye
içinden ezbere koyulmuş. Komutan ise bu konuda ne kadar hassas
olduğunu göstermek için sağda solda gördüğü askere soruyormuş :
- Sen !
- Emredin komutanım!
- Soyadım ne benim ?!
- Kırç komutanım.
- Aferin ! İşinin başına !
Komutan böyle böyle her gün bir kaç kere soyadını soruyor ancak
kimse
şaşırmıyormuş. Temel ise bu konuda çok sancılıymış. Ya bir gün
piyango
kendisine çıkarsa ve şaşırırsa diye daralıp dururmuş. Nihayet
bir gün tören esnasında komutan aniden arkasına dönmüş ve
Temel'i işaret ederek :
- Sen ! Soyadım ne benim ?!
Temel heyecandan konuşamıyor, nutku tutulmuş. Yaprak gibi
sallanmaya başlamış. Komutan gayet sinirli :
- Sana söylüyorum, cevap ver, asabimi bozma !
Hemen arkasındaki arkadaşı bakmış Temel'in başı belaya girecek
hemen
fısıldamış :
- Arada R var, arada R var...
Bunun üzerine Temel rahatlamış ve cevap vermiş :
- Gört !!!
TRAFİK KAZASI
Temel bir gün traktörle giderken fireni patlar etrafına bakan
temel ne yapacağını bilemez bir tarafta kurulu bir pazar diğer
tarafta oynamakta olan bir çocuk görür pazara giden yolu
seçersem çok insan ölür çocuğun tarafına gidersem bir çocukla
olayı kurtarırım der ve ertesi gün gazetede söyle bir manşet
pazara giren traktör yüz kişiyi ezdi.temele sorarlar nasıl oldu
temelden söyle bir cevap her şey çocuğun pazara koşmasıyla
başladı.
KAMUFLAJ
Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes çuvallara
giriyor,komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri
çıkarıyorlar komutan onaylıyor.
Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek
çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene
beğeniyor..
Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar...
En son çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok,
tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor
iyicene tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya başlıyor..
Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
"Patateeeeeees"
SUÇLU
Bir suçlu yurt çapında aranıyormuş. Bütün emniyet müdürlüklerine
suçlunun bir adet cepheden ve iki adet profilden resmi
dağıtılmış. İki gün sonra Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nden bir fax
gelmiş:
- Suçlulardan ikisini yakaladık. Üçüncüsünün yakalanması an
meselesi
ASKER
MEKTUBU
Temel askerdedir fakat kimi kimsesi yoktur ve bir gün Temel
cumhurbaşkanından harçlık istemek için bir mektup yazar ve
mektubu göndermesi için çavuşa verir çavuş da temel hiç mektup
göndermezdi acaba kime yazmış diye merak eder ve mektubu okur
mektupta temel cumhurbaşkanından 20 milyon harçlık istediğini
okuyunca temele acır ve cebindeki 15 milyonu zarfa koyup Temel'e
verir ve Temel parayı alınca bir mektup daha yazar çavuş yine
mektubu okur ve mektup da şöyle yazar SAYIN CUMHURBAŞKANIM PARA
İÇİN SAĞOLUN AMA BUNDAN SONRA BANKA HESABIMA YATIRIN ÇÜNKÜ BİZİM
İBNE ÇAVUŞ PARANIN 5 MİLYONUNU YEMİŞ
KAÇMAYA ÇALIŞIYORSUN
İkinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz,
Almanya üzerinde düşürülür. Almanlar bunu esir alırlar, fakat
İngiliz'in bir bacağı ve iki kolu kangren olmuştur. Almanlar ilk
önce bacağı keserler ve İngiliz, Almanlardan bu bacağı ana
vatanı olan İngiltere'ye atmalarını ister.
Almanlar da İngiliz'in isteğini yerine getirir.
Sonra İngiliz'in kolu kesilir, İngiliz yine aynı dilekte bulunur
ve Almanlar da yerine getirir. Bu sefer de Almanlar öteki kolu
keserler. İngiliz her zamanki gibi Almanlardan kolu anavatanına
atmalarını ister, fakat Almanlar " olmaz!" derler,
İngiliz nedenini sorunca şöyle cevaplarlar:
"Sen Galiba Kaçmaya Çalışıyorsun!"
TİTANİK
Hitler ele geçirilen İngiliz, Fransız ve Yahudi üç esire bir
şans tanımak istemiş..
- "Size birer soru soracağım, bilirseniz sizi bırakacağım"
demiş.
İngiliz’e sormuş:
- "Titanik kaç yılında battı ? İngiliz hemen cevap vermiş
- "1912"
Hitler İngiliz’i göndermiş, Fransızca sormuş bu kez,
- "Titanik'te kaç kişi öldü?" Fransız cevap vermiş
- "1050"
- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür bırakmış. Ve Yahudi'ye
dönmüş:
- "Say lan ölenlerin isimlerini!"
|
|
|
|
|
|
ZEKA İŞTE
Adamın biri Afrika'da safariye çıkarken yanına minik köpeğini de
almış.
Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar,
çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş.
Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar
geliyor ve
belli ki günlük yiyeceğini arıyor. "Şimdi başım dertte" ,diye
düşünmüş minik
köpek. Etrafına bakmış, yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen
arkasını leoparin geldiği yere dönerek kemikleri kemirmeye
başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş.
Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş;
-Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane
daha varmı?
Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca
tırmanarak
dalların arasına saklanmış. "Tam zamanında kurtardım yoksa bu
köpeğe yem
olacaktım" ,diye düşünmüş leopar.
Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir maymun
olanları izliyormuş. Bildiklerini kullanarak bundan sonra
leopardan kurtulabileceğini düşünmüş. Leoparın yanına giderek
neler olduğunu anlatmış.
Leopar köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna "Atla
sırtıma, gidip şunu yakalayalım" ,demiş.
Ancak minik köpek neler olduğunu ve leoparın sırtında maymunla
birlikte süratle kendisine yaklaştığını fark etmiş.
"Şimdi ne yapacağım" ,diye düşünürken kaçmaya teşebbüs etmemiş.
Bunun yerine arkasını leoparın geldiği yöne dönerek, kemikleri
kemirmeye devam etmiş.
Tam leopar saldıracakken yine kendi
kendine konuşmuş;
-Bu aptal maymun da nerede kaldı? Yarım
saat önce bir leopar daha getirsin
diye gönderdim, hala haber
yok!
Diplomasi böyle birşey
işte. Yapabiliyorsan, hızlı düşün, sakin ol,
güçlü görün ve düşmanını kendi silahı ile
yen.
|
|
|
|
KADIN
Adam balık tutuyor. Bir elinde oltası öbür eli ise bir taşı
tutmuş vaziyette havada... Kadın yanına yaklaşıyor ve soruyor:
- "Oltayı anladım da, bu taşı neden böyle tutuyorsunuz?" Adam:
- "Bir şartla söylerim!" Şartı duyan kadın kızıp gidiyor ama
merakını yenemiyor, tekrar dönüp geliyor. "Peki diyor şartını
yerine getirelim; ondan sonra söyle bu taşı neden böyle havada
tuttuğunu.." Şart yerine geldikten sonra adam taşı neden öyle
havada tuttuğunu açıklıyor..
- "Bu oltaya sabahtan beri hiç balık vurmadı. Ama sen bu taşa
düşen üçüncü kadınsın
|
|
|
|
|
|
|
KIZILDERİLİ AVI
Eski bir zamanda işsiz olan Temelle Dursun Amerika’ya gidip iş
bulmaya karar verirler. Kasabada gezinirken gözlerine bir afiş
takılır. Afişte
"Kızılderili kafa derisi getirene 100 dolar" yazmaktadır.
Bunu gören temelle dursun sevinerek hemen işe koyulur. Bütün gün
ormanda Kızılderili arayıp bulamayan temelle dursun çadır kurup
bir sonraki gün aramaya devam etmeye karar verirler. Yorgun
düşen bizim ikili hemen uykuya dalarlar. Temel birden çadırın
dışından gelen seslerden uyanır. Çadırı aralayarak dışarı
baktığında ne görsün, çadırın etrafını Kızılderililer sarmıştır.
Hemen Dursunu uyandırır. Ve derki
-- Ula dursun, uyan len uyan, şimdi paranın .mına koyduk.
|
|
|
|
2 DELİ
İki deli hastaneden kaçmaya karar verirler gece olunca planı
yapıp kaçarlar ve ertesi gün hastaneye tekrar dönerler
arkadaşları sorar neden kaçtınız da tekrar geldiniz? Deliler
cevap verir bugün provasını yaptık yarın kaçacağız derler...:))
HASTANEDEN KAÇIŞ
Üç deli hastaneden kaçmak için karar verirler. Fakat üçüncü
katta olduklarından işleri biraz zordur. En yaşlılarının aklına
bir fikir gelir. - "Her gün bir çarşaf çalacağız, birbirlerine
bağlayıp pencereden ineceğiz, üç çarşaf, üç gün sonra özgürüz."
Anlaştıkları gibi her gün bir çarşaf çalarlar, üç çarşafı
tamamladıktan sonra birbirlerine bağlarlar. En küçüklerinin
denemesi için aşağıya sarkıtmaya karar verirler.
- "Şimdi deneme zamanı en küçüğümüz ilk olarak denesin."
En küçükleri bağlanan çarşaflardan aşağı iner bir süre sonra
nefes nefese yukarı tekrar çıkar, gözleri çıkacakmışçasına:
- "Mahvolduk, bittik, işimiz zor, çarşaf otuz santim uzun geldi
makas lazım...!"
|
|
2 DELİ ŞEHİRDE
İki deli hastaneden kaçmışlar o kadar koşmuşlar ki şehrin
ortasına geldiklerinde nefes nefese kalmışlar. Aksilik
ikisininde acil tuvalet ihtiyacı gelmiş, büyük olan oradan geçen
genç bir delikanlıya:
- "Affedersiniz burada tuvalet var mı? Arkadaşla çok sıkıştık."
Deli olduklarını anlayan genç ilerde cadde ortasında duran çöp
varillerini göstererek:
- "İşte burası tuvalet."
Dalgasını geçer ve gider. Bizimkileri hemen çöp varillerinin
üzerine çıkarlar. Büyük tuvaletlerini yapmaya başlarlar. Bu
arada delileri gören halk seyretmek için etrafına toplanır. Bir
kalabalık bir kalabalık büyük deli yanındaki deliye:
- "Ulan iyiki acele etmişiz şu tuvalet sırasına, bak bizi
bekliyorlar."
|
|
ESAS AKIL
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl
belirliyorsunuz?
Doktor:
Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey
veriyoruz.
Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl
boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.
Siz NE yapardınız?
Adam:
OOO ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova
kaşık ve fincandan büyük.
Hayır, der doktor.
Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.
BARDAK
Delinin biri bir gün doktoruna gider ve iyileştiğini söyleyerek
serbest bırakılmasını ister.Bunun üzerine doktor:
-Sana bir soru soracağım doğru bilirsen buradan çıkarsın
Deli:
-Peki anlaştık sor sorunu.
Doktor:
-Sen 10 katlı bir binanın tepesine çıksan bende aşağıda bir
bardak su tutsam.Şimdi aşağıya atlar mısın atlamaz mısın?
Deli:
-Niye atlayım ben delimiyim der?
Doktor içinden adamın gerçekten iyileştiğini düşünür ve neden
diye sorar
Deli:
-Ya bardağı çekersen
|
|
İŞİ OYMUŞ
Gaziantepli bir ağa İstanbul'a gelmiş , bir lokantadan içeri
girmiş . Lokantanın kapısında bir papağan var :
-Hoş geldin Antepli , Hoş geldin Antepli diye naralar atıp
duruyor.
Ağanın çok hoşuna gitmiş . Lokantanın sahibini çağırmış yanına .
-Bu kuş benim Antepli olduğumu nerden anladı ?
Lokantanın sahibi :
-O çok zeki bir hayvandır , içeri girenin nereli olduğunu hemen
anlar , demiş .
Ağa papağanı ona satması için adama baskı yapmış ve büyük
paralar teklif etmiş.
Lokanta sahibi :
-Bu papağan bizim işletmemizin simgesi , satamayız ama sen
istersen sana bunun yumurtalarından satarım , bunun yavruları da
o kadar zeki olur , demiş ve bir hayli yüksek bir rakama
anlaşmışlar .
Lokantacı söz vermiş ama ortada yumurta yok , girmiş kilere ,
eline bir sepet almış önüne ne yumurtası gelirse doldurmuş ,
tavuk yumurtası ,hindi yumurtası , bıldırcın yumurtası .., önüne
ne gelirse yani ... Ağaya sepeti vermiş . Ağa heyecanla köyüne
dönmüş . Aşiretini toplamış ve :
-Antebi meşhur edecez , bu yumurtaların anası adamın nereli
olduğunu anlıyor , ondan doğanlarda onun kadar zeki olur , hemen
bir kuluçka makinesi bulun der .
Kuluçka makinesi bulunur ve aşiret beklemeye başlar . 15 gün
sonra civcivler çıkar , kimi tavuk , kimi hindi , kimi bıldırcın
.., çıkan civcivlerin . Ağa beyninden vurulmuşa döner ve hemen
İstanbul'un yolunu tutar yeniden ve aynı lokantaya gelir .
Papağan ağayı görünce başlar :
-Keriz Antepli , keriz Antepli ..,
Ağa papağanın kulağına eğilir ...
-Ulan benim keriz olduğumu bir tek sen biliyorsun ama senin
orospu olduğunu bütün Antep biliyor .., der .
|
|
EVDE BEKLEYEN
Aslan ile boğa bir gün kafaları çekiyormuş. Saat gece 12 ye
doğru Aslan saate bakmaya başlamış.
Boğa : hayrola aslan kardeş, sanki ormanlar kralısın sana
yakışıyor mu, yengeden mi korkuyorsun.
Aslan: Senin gibi evde bizi bekleyen bir inek olsa problem yok,
evde bizi bekleyen bir aslan
HOROZ YARIŞI
Çiftçi, kümesine genç bir horoz almış. Fakat kümesteki yaşlı
horoz
kümesteki tavuklardan Fatma'yı çok sevdiği için genç horozdan
Fatma'yı kendisine bırakmasını rica etmiş. Genç horoz da:
"Olmaz kümesteki bütün tavuklar benim" demiş.
Bunun üzerine yaşlı horoz:
"Bak, seninle bir yarış yapacağız, şu karşıdaki ağaca kadar
koşacağız, eğer ben kazanırsam Fatma'yı alırım, yok eğer sen
kazanırsan Fatma'yla birlikte bütün tavuklar senin olur" demiş.
Genç horoz da bu teklifi kabul etmiş.Tam koşmaya başlayacakları
sırada yaşlı horoz durarak:
"Bak, ben çok yaşlıyım bana biraz avans verir misin" demiş.
Genç horoz da kabul edince yaşlı horoz başlamış koşmaya. Yaşlı
horoz
biraz uzaklaştıktan sonra genç horoz da peşinden ona yetişmek
için hızlı bir şekilde koşmaya başlamış ve birkaç adım attıktan
sonra çiftçi genç horozu vurmuş ve söylenmiş:
"Ulan 1 ay içinde aldığım 3.horoz. Bu da TOP çıktı."
|
|
AKILLI KEDİLER
Adam karısının kedisinden o kadar nefret ediyormuş ki, ne yapıp
yapıp ondan kurtulmanın yollarını düşünüyormuş.. Sonunda bir
sabah kediyi arabaya attığı gibi evlerinin 20 blok ötesinde bir
sokağa götürmüş, onu orda bırakıp doğru işe gitmiş... Aynı akşam
işten eve gelmiş bir bakmış kedi evin bahçesinde karısıyla
oynuyor, kadın neşe içinde:
-"Ayy bütün gün onu aradım" demiş.. "Ama akşam üstü bir baktım
gelivermiş, evin yolunu nasıl da bulurmuş benim akıllı kedim".
Adam tabi çok bozulmuş ama belli etmemiş.. Ertesi sabah yine
kediyi arabasına atmış, bu sefer evin 40 blok ötesinde bir
sokağa götürüp bırakmış yine işe gitmiş, akşam işten eve gelmiş
bir de ne görsün kedi salonda yine karısıyla yerlerde
yuvarlanıyor.. Ertesi gün adam kediyi 60 blok öteye bırakmış,
akşam gelmiş yine kedi evde.. Sonraki gün 70 blok öteye
bırakmış, akşam kedi yine evde.. Adam artık ertesi sabah kediyi
arabaya koymuş, 90 blok öteye gitmiş.. Oradan köprü yoluna
girmiş, ilk çıkıştan sağa dönmüş, oradan tekrar sağa dönmüş,
gitmiş gitmiş, bir 20 blok daha uzağa gitmiş, sola dönmüş, biraz
daha gitmiş, ve kediyi orda arabadan atmış..
Saatler sonra evin telefonu çalmış, adam karısını arıyor:
-"Hayatım, kedi orda mı?"
-"Evet.. neden sordun?"
-"Şunu telefona bir çağırsana... kayboldum..!"
|
|
BENDE BUNLARI
UNUTACAĞIM
Bir uçak Afrika'nın balta girmemiş ormanlarının üzerinden
geçerken düşer. Uçak küçük bir nakliye uçağıdır ve sadece
Amerikalı pilot kurtulur. Ormanda yaşayan bir zenci kabile bu
pilotu bulur. İyileştirir ve pilot gel zaman git zaman bu
kabilenin içinde yaşamaya alışır. Derken yıllar geçer ve
kabilede çocuklar beyaz ve sarışın doğmaya başlar. Bir, iki...
Kabile şefi bakmış ki bu iş böyle olmayacak pilotu karşısına
alıp konuşmaya karar verir. Pilotu çağırır ve sorar:
- "Nedir bu, yani sen geldikten sonra çocuklarımız beyaz doğmaya
başladı?" der şef.
Pilot da kendini savunmak için şöyle der:
- Sayın şefim siz burada ormanların içindesiniz bilmezsiniz,
doğal seleksiyon denen bir şey var yani canlılar zaman geçtikçe
özelliklerini değiştirir. Mesela şu atı ele alalım; bakın at çok
güzel beyaz bir at, ama yavrusu siyah olmuş?
Şef bir ata bakar, bir yavrusuna, bir de pilota ve şöyle der:
- Tamam sen onu unut, ben de bunları unutacağım.
|
|
ALDATTINMI?
Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini
kutluyorlardı.
Sam birden eşine bir soru sordu:
- "Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?"
- "O da nerden çıktı?" diye sinirlendi eşi, "cevabı öğrenmek
istemezsin herhalde" dedi.
"İsterim" dedi Sam. "Lütfen anlat."
- "Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım"
diye cevap verdi eşi.
Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam. "İlki" diye anlatmaya başladı
eşi
"hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğini kurmak istiyordun da
hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve
geldi; hiçbir şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en
modern
aletlerle kliniğini açabildin..."
- "Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim
sevgili
karıcığım" dedi Sam. "Peki ikincisi?"
- "Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-pass
ameliyatı
olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her
an
ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatını
yaptı. Sen
hayata döndün" dedi eşi.
- "Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir
kez daha
feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatışın?"
- "Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı
olmak
istemiştin de 369 oy eksikti...(!)
|
|
HİZMETÇİ KIZ
Adam arkadaşlarına heyecanlı heyecanlı birseyler anlatmaktadır,
- Çok acayip bir sey oldu arkadaşlar, dün gece kapıyı çaldım,
karanlıkta açanı
hizmetçi kız zannedip öptüm. Meğer karim değil miymiş?
- Eee, ne olmuş yani?
- Daha ne olsun yahu? Karimi öperken karim; "Dikkat et sevgilim,
kocam her an gelebilir, diye fısıldadı...
|
|
NASA
Nasa Mars'a adam gönderecekmiş. Sadece bir kişi gidebilecek,
giden de geri dönemeyecekmiş. İlk aday olan mühendise bu iş için
ne kadar isteyeceğini sormuşlar:
- 1 Milyon Dolar demiş ve eklemiş – kızılhaç’a bağışlayacağım.
İkinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor:
- 2 Milyon Dolar demiş. - Bir milyonunu aileme bir milyonunu da
tıbbi araştırmalara bağışlayacağım.
Üçüncü aday olan Temel aynı soruya
- 3 Milyon Dolar diye cevap verince yetkililer diğerleri bu
kadar az isterken kendisinin neden 3 milyon dolar istediğini
sormuşlar. Temel yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:
- 1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, mühendisi de
Mars'a göndeririz.
|
|
HESAPLAMA HATASI
Dünyanın en komik kazası:
Bir duvarcı ustasının şantiyede başına gelen kaza ile ilgili
şefine yazdığı mektup:
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye
yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı
istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen
aşağıda anlattığım gibi olmuştur
.Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı
katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık
250kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya
indirmek gerekiyordu,
.Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve
ardından altıncı kata çıktım.
.İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım.
.Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata
çıkardım.
.İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
.Bütün tuğlaları varile doldurdum.
.Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
.İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl
bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil
süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve
şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
.Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla
dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın kırıldığını hissetim.
.Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı;
Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
.Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa
saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise
yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille
çarpıştık! Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
.Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de
başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime
geldiğini gördüm! Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum.
Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.
|
|
YÖNETİCİ VE MÜHENDİS
Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün
Newyork üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya,
pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur.
İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara
içen bir adam görür ve alçalır.
- Pardon. Ben neredeyim acaba? diye sorar.
- Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin. der adam.
Yönetici sinirlenir:
- Sen mühendissin değil mi? diye sorar.
- Evet. der adam. Nereden bildin?
- Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap
100% doğru fakat hiç bir işime yaramıyor.
- Sen de yöneticisin değilmi?
- Evet sen nereden bildin?
- Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde
kaybolmuşsun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi
benim suçum oldu.
|
|
AMERİKAN TEKNOLOJİSİ
Amerikalılar yeni bir uçak geliştirirler ve bu uçağı denemek
için
Arabistan'a götürürler.Bir Arap pilotunu uçağa bindirirler ve
uçak havalanır. Arap pilot uçağı kullanırken dört motordan biri
patlar.
Göstergelerde "Don't panic. This is American technology" yazısı
görülür, pilot rahatlar.
Daha sonra bir motor daha patlar ve göstergelerde yine aynı yazı
görülür. Pilot da uçmaya devam eder. Ne var ki az sonra iki
motor birden patlar. Hiç motor kalmayınca Arap pilot panikler.
Tam bu esnada göstergelerde yine aynı yazı görülür ve uçak kendi
kendini yumuşak bir şekilde indirir. Araplar pilottan bu olayı
öğrenince şaşırırlar ve kendileri de böyle bir uçak yapmaya
karar verirler. Ve nitekim bir uçak yapıp Amerika'dan bir pilot
davet ederler. Pilot biner uçağa, başlar uçmaya. Bir iki dakika
sonra bir motor patlar. Göstergelerde "Don't panic. This is
Arabic technology" yazısı görülür. Az sonra ikinci motor da
patlar ve aynı yazı gözükünce Amerikalı pilot: "Ulan bizim
uçağın aynısını taklit etmişler." der. Derken iki motor birden
patlayınca uçağın kendi kendini yere indireceğini düşünen pilot
göstergelerde şu yazıyı görür: "Don't panic. This is Arabic
technology. Please repeat after me. Eşhedü en la ilahe
illallah...."
TERCİH
Iki mühendislik öğrencisi kampus içerisinde yürürken biri
diğerine sorar,
- Bu muhteşem bisikleti de nereden buldun ? Diğeri cevap verir,
- Dün tek basıma dolaşırken bir yandan da okulu bitirince ne is
yapacağımı düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir
kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine bıraktı
ve üzerindeki bütün giysileri çıkarttı. Sonra da bana
- Hangisini istiyorsan al dedi.
Diğer öğrenci arkadaşını doğrularcasına basını sallayarak,
- İyi seçim yapmışsın, elbiseler belki sana uymayabilirdi".
|
|
|
|
15 MİLYON LİRAM
VAR
Öğretmen çocuğa sormuş.
-Oğlum elini pantolonunun sağ cebine attın ve 10 milyon lira
çıkarttın, sol cebinden de 5 milyon lira çıktı.Senin şimdi neyin
var?
-Öğretmen çocuğun 15 milyon liram var, cevabını beklerken çocuk
cevap vermiş.
-Herhalde üzerimde başka birinin pantolonu var öğretmenim!
ELEKTRİK
Bir gün öğrenciler sınav oluyorlarmış.
Öğretmen bir öğrencisini kaldırarak ona şu soruyu sormuş:
-Oğlum söyle bakalım elektrik nelerden geçmez?
Çocuk şöyle cevap vermiş:
-Lastikten, camdan ve tahtadan.
-Başka?
Çocuk biraz düşündükten sonra:
-Birde yoksul mahallelerden geçmez öğretmenim diye cevap vermiş.
KEVSER
İmam Hatip Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş sınıfa
girer..Ders Kuran-i Kerim'dir. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini
sorar.
Öğrenci:"Fatih" diye cevap verir.
Müfettiş : "Peki öyleyse yavrum Fatiha suresini oku
bakalım.."..çocuk sureyi okur.
Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir. müfettiş yine sorar.
"İsmin ne çocuğum?".
Çocuk cevap verir:
"Yasin ama arkadaşlar kısaca Kevser derler "
|
|
KARNE
Karne günüydü.Küçük oğlan okuldan döndü.
Annesi "Karnen nerede?" diye sordu.
Çocuk güldü :
-Arkadaşıma ödünç verdim. Babasını korkutacak...
|
|
KÜÇÜK ALİ
Küçük Ali okula başladığından beri her gün öğretmeni Aysel
hanıma gidip,
- "Öğretmenim beni yanlış sınıfa koydunuz, benim yerim birinci
sınıf değil, ablam üçüncü sınıfta ama ben en az onun kadar
akıllıyım, hiç olmazsa beni üçüncü sınıfa alın." diye şikayet
edermiş.
Bundan sıkılan Aysel öğretmen bir gün Ali'yi kaptığı gibi okul
müdürüne çıkmış ve olayı anlatmış. Okul müdürü:
- "Peki" demiş, "Bu çocuğu bir imtihan edelim, yeri üçüncü
sınıfsa o sınıfa koyalım" ve başlamış sorgulamaya,
- Iki kere iki?
- Ali hemen "Dört" demiş,
- "Sekiz kere dokuz?"
Ali hemen
-"Yetmiş iki" demiş,
-"Kaç mevsim var?"
Ali hemen
-"Dört" demiş.
Bu sırada Aysel hocada
- "Müsaade ederseniz bir kaç soruda ben sorayım" demiş ve
sormuş:
- "Söyle bakalım Ali, ineklerde dört tane ama bende iki tane
var, bu nedir?"
Ali hemen
-"Ayak" demiş, Aysel hoca sormuş
-"Peki senin pantolonunda olup ta benim pantolonumda olmayan şey
nedir?" Ali hemen yanıtlamış
-"Cep".
Bunun üzerine Aysel hoca dönmüş müdüre,
-"Üçe koyalım hocam" diyecekken
Müdür, Aysel hocanın sözünü kesmiş,
-"Hocam, bu çocuğu üçe değil beşinci sınıfa koyalım, zira son
iki suale ben doğru cevap veremedim"
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
 |
BELEDİYELER
Gömbe
Kalkan
Kaş
Kınık
Ova
Yeşilköy
|
|
 |
KÖYLER
Ağıllı
Ahatlı
Aklar
Akoru
Bayındır
Beldibi
Belenli
Belkonak
Bezirgan
Boğazcık
Çamlıköy
Çamlıova
Çataloluk
Çavdır
Çayköy
Çerler
Çeşmeköy
Çukurbağ
Dereköy
Dirgenler
Doğantaş
Gedikbaşı
Gelemiş
Gökçeören
Gökçeyazı
Hacıoğlan
İkizce
İslamlar
Karadağ
Kasaba
Kemerköy
Kılıçlı
Kılıçlıyayla
Kızılağaç
Ortabağ
Palamutköy
Pınarbaşı
Sarıbelen
Sarılar
Sinneli
Sütleğen
Uğrar
Üzümlü
Yaylapalamut
Yeniköy
Yeşilbarak
Yuvacık
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|